İlişkilerde sıkça duyduğumuz bir cümle var:
''Beni anlamıyor.''
Çoğu zaman bu durum niyet veya karakter farkından kaynaklanmaz; beynin farklı işleyiş biçimleri, ilişkilerde görünür hale gelir. Kadın ve erkek beyni bazı yönlerden farklı eğilimler gösterir. Bu farklılıklar üstünlük veya eksiklik anlamına gelmez; yalnızca bilgiyi işleme, duyguları yorumlama ve strese tepki verme biçimlerinde çeşitliliktir.
Kadınlar genellikle duygusal deneyimlerini sözlü ifade yoluyla işlerken, erkekler yaşadıklarını çoğunlukla içe çekerek veya davranışa dökerek düzenler. Stres anında da farklı tepkiler ortaya çıkar: Kadınlar konuşarak ve paylaşarak rahatlamayı tercih ederken, erkekler çözüm üretmeye veya sessiz kalarak durumu yönetmeye eğilimlidir. Bu doğal farklılıklar, yanlış anlamalara ve gereksiz çatışmalara yol açabilir.
Bilimsel çalışmalar, kadın ve erkek beyninin duygusal işlemleme ve stres karşısındaki tepkilerinin farklılık gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Bu farklar, ilişkilerde yaşanan anlaşmazlıkların çoğu zaman kişisel hatalardan değil, beynin doğal eğilimlerinden kaynaklandığını gösterir.
Gerçek dönüşüm, karşı tarafı değiştirmeye çalışmakla değil, beynin bu farklı çalışma düzenini anlamakla başlar. Karşı tarafın nasıl düşündüğünü ve hissettiğini bilmek, tartışmaları azaltır, bağları güçlendirir ve ilişkilerde gerçek yakınlığın filizlenmesini sağlar. Farklılıkları kabul etmek, haklılık yarışından çıkarır ve iletişimi derinleştirir.