Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

BREAD AND ROSES

  • Esma Koca
  • 05/11/2025
  • 4 dk. okunma
  • 242 Görüntülenme

James Oppenheim ; Amerikalı şair ve roman yazarı. 1911 yılında yazdığı şiiriyle kadınların oy hakkı ve işçi hareketlerine vurgu yapmış ve şiir birçok besteci tarafından müziğe uyarlanmıştır.

     Yürüyoruz, yürüyoruz günün aydınlığına 

    Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara

    Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan 

    Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara

    ‘’ EKMEK VE GÜL ! EKMEK VE GÜL ‘’

    Kadınların ajitatif manifestoları, saçma eylemleri, makinalar arasında yükseliyordu. Evrensel emek zincirini kırmaya mı çalışıyorsunuz?.. Daha ilk adımlarınız bile olağanüstü zor. Siz kadınlar; her biriniz bir değişim başlatma ve ilerletme gücüne sahip olduğunuz inancında bile değilsiniz. Sizin inancınız sizinle özdeştirilen mekânsal kategori; evlerinizin sınırlarıdır.

     UYUMLU OL, SESSİZ OL , EV İŞİNİ ÖGREN !..

    ‘’YOK ÖYLE DÜNYA ! ‘’  dediğinizi duyar gibiyim. Başka bir dünya kurabilme düşüncesi ne kadar radikal, ne kadar zor olsa da artık toplumda eşitlik anlayışının önündeki engeller reddediliyor. Sizce nedir eşitlik ? Aile ve sosyal hayatta eşitlik, çalışma ortamındaki eşitlik, hak aramada eşitlik, fırsat eşitliği…Hepsi ayrı ayrı mücadeledir. Yozlaşmış sistemi kabullenme zaafına elbette düşmeyeceğiz. Kadın erkek ikiliği üzerine kurgulanan hiyerarşik sistemi reddedeceğiz…Kadın çalışma hayatının sömürgeleştirilmesini, itaat disiplinini reddedeceğiz.

    Daraltılmış dünya, daraltılmış baskıcı çalışma koşulları, yönetilebilir olmak bürokratik mekanizmanın ürünüdür. Kadının emeği hem görünmez hem de değersiz kılınmıştır. Düşük ücret, kayıt dışı çalışma, cam tavan gibi prensipler bütünü, kadın çalışma hayatının, ağır fiziksel emeğinin negatif figürasyonlarıdır. Kadın emeğini hakkıyla kazanması için bu daraltılmış çemberleri kırmadan özgürleşemez. Kadının hem bireysel hem de kollektif özgürlüğü, maskülen sisteme karşı radikal bir misilleme olmalıdır.

    Eşit ve adil şartlarda çalışma hakkı isteyen kadınlar yıkıcı mıdır? Bu hak arayışlar ; hareketlere, sloganlara dönüştüğünde propaganda mıdır? Ama...  Bir kez sokaklarda duyulduğunda o sesler; egemen bir söylem olarak tarihe geçer.

   22 Ağustos 1876 İstanbul… Osmanlı tarihinin ilk bağımsız hareketi…Figürasyonu kadınlar…Realizmi restore etmeye Babıali’ ye toplu halde yürümüşlerdi. Dönemin padişahı Abdülmecid emriyle Osmanlı Ordusunun fes ve aba ihtiyacını karşılamak için Feshane kurulmuştu. İşçi kadınlar emeklerinin karşılığını alamadıkları için Babıali’ ye yürüyerek sadrazama ücretlerinin ödenmesi için dilekçe verdiler. Bu olay yalnızca ücret talebi değil, aynı zamanda seslerini kamusal alanda ilk kez topluca duyurmalarıydı. Kadın çalışanlar potansiyel değişim içine girmiş bu inançla geleneksel güzergahlara ‘’ hayır ‘’ diyebilmiş sosyal değişimdeki rolleriyle, kendi değerini fark etme bilinciyle, dayanışma temel anlayışlarıyla emir disiplinini reddetmişlerdi. Çalışan, hak arayan kadın eylemleri, her seferinde özgürce bir yolculuğa çıkmak gibidir. Bu eylemler evde, okulda, sokakta görünür hale gelmiştir. Kadın hareketleri ister eğitim ister çalışma hakkı olsun, bireysel değil; kolektif bir bilinçle doğmuştur. Bu nedenle hiçbir kazanım; seçme ve seçilme hakkı, eşit işe eşit ücret hakkı tek bir kadının başarısı değildir. Kadınların birbirlerinin omuz omuza durmasının sonucudur.

    Kadınlar arasında rekabet, sistemin dayattığı tuzaktır. Ataerkil düzen kadınları birbirine rakip hale getirerek gücünü korumuştur. ‘’ Kadın kadının kurdudur ‘’ sözü, aslında sistemin işine gelen bir yanılsamadır. Kadın hareketleri ise tam tersini savunur; ’’ Kadın kadının yurdudur. ‘’ Yani birbirimizi yargılamak yerine anlamak, desteklemek, yan yana durmak kadın mücadelesinin ahlaki temelidir.

    Oyun bitti!.. Kapitalist sistem , ataerkil gelenek , çalışma ortamındaki adaletsizlik gibi maskülen kavramları hafife alacağız. Her ulus ve inançtan kadınlar, kapitalizme, kadına yönelik şiddete, gerici tutum ve uygulamalara sessiz kalmıyor; iş, emek ve özgürlük için örgütleniyor, sesini yükseltiyor. Kadın kendi ütopyasını yarattı bile…   

Dergiler