Eğitimli Cahillik ve Etik Erozyon: Öğretmenler Odasında Bir Gözlem
Yazar: İlkliman Burhanoğlu
Anahtar Kelimeler: Eğitimli cahillik, etik, öğretmen, sosyoloji, yabancılaşma
Özet
Bu makale, eğitim kurumlarında gözlemlenen etik dışı tutumları sosyolojik bir perspektiften incelemektedir. Özellikle öğretmenlerin öğrencilerle kurduğu olumsuz iletişim biçimleri, “eğitimli cahillik” olgusu üzerinden ele alınmıştır. Gözlem temelli bu çalışma, etik değerlerin bilgiyle birleşmediğinde nasıl yozlaşabildiğini ortaya koymaktadır.
Giriş
Eğitim, bireyin yalnızca bilgiyle değil, değerlerle de donanmasını amaçlayan bir süreçtir. Ancak modern toplumlarda bilgi düzeyinin artması, her zaman ahlaki olgunlukla paralel ilerlememektedir. Bu çelişki, sosyolojide “eğitimli cahillik” kavramıyla açıklanır. Eğitimli cahiller; bilgiye sahip, fakat empati, saygı ve etik duyarlılıktan yoksun bireylerdir. Bu durum, özellikle eğitim kurumlarında gözlemlendiğinde, geleceğin toplumsal yapısını tehdit eden bir sorun hâline gelir.
Gözlem ve Vaka Analizi
Geçtiğimiz günlerde bir öğretmen arkadaşımın daveti üzerine bir okulun öğretmenler odasında misafir olarak bulundum. Teneffüs zili çalınca öğretmenler oval bir masa etrafında toplandılar. Sohbet esnasında bazı öğretmenlerin bir kız öğrencinin özel durumu hakkında alaycı bir üslupla konuşup gülüştüklerine tanık oldum.
Diğer yandan, başka bir öğretmenin, dersinde sorusuna yanıt veremeyen öğrencisine “beyinsiz” diye hitap ettiğini duydum. Bu ifadeler, öğretmenlik mesleğinin temel etik ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, eğitim ortamında öğrencinin kişilik gelişimine de ciddi zarar verir niteliktedir.
Sosyolojik Değerlendirme
Pierre Bourdieu’nün kültürel sermaye kavramı, eğitimin yalnızca bilgi aktarımı olmadığını, aynı zamanda toplumsal değerleri de içerdiğini vurgular. Ancak bilgi, etikle birleşmediğinde “sembolik şiddet” aracına dönüşür. Öğretmenlerin alaycı tavırları, öğrencilerin kimlik gelişiminde derin izler bırakır ve toplumsal güven ilişkilerini zedeler.
Max Weber’in meslek etiği anlayışına göre, profesyonel bir kimlik, bireysel duygulardan bağımsız olarak topluma karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Öğretmenlik, bu bağlamda yalnızca bir meslek değil, bir “değer taşıyıcılığı”dır. Öğrenciyi aşağılamak, bu sorumluluğun reddi anlamına gelir.
Bu tür davranışlar, bireyde “kurumsal yabancılaşma”ya neden olur. Öğrenciler, kendilerini değersiz hisseder ve eğitim ortamına güven duygularını kaybederler. Uzun vadede bu durum, hem bireysel hem toplumsal düzeyde etik erozyon ve kültürel çözülmeye yol açar.
Sonuç
Eğitimli cahillik, çağdaş toplumun görünmeyen ama derin bir yarasıdır. Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı çağımızda, bilginin nasıl kullanılacağı daha da önemli hale gelmiştir. Gerçek eğitim, yalnızca bilgi değil, ahlaki bilinç kazandırmayı hedeflemelidir. Öğretmenler, öğrencilerine değer veren, onları koruyan ve yönlendiren rehberler olmalıdır.
Toplumsal bilinç, etik eğitimle mümkündür; aksi takdirde eğitim, bireyi olgunlaştırmak yerine yozlaştırır.
Kaynakça
Bourdieu, P. (1986). The Forms of Capital. New York: Greenwood Press.
Foucault, M. (1977). Discipline and Punish: The Birth of the Prison. New York: Vintage.
Weber, M. (2001). Meslek Olarak Bilim ve Siyaset. Ankara: İmge Kitabevi.
Fromm, E. (2018). Sahip Olmak ya da Olmak. İstanbul: Say Yayınları.