Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

KÜRESEL GÜÇ, MÜDAHELE VE MEŞRUİYET KRİZİ : VENEZUELA ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN DÜNYA DÜZENİNİ ANLAMLANDIRMAK

KÜRESEL GÜÇ, MÜDAHELE VE MEŞRUİYET KRİZİ : VENEZUELA ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN DÜNYA DÜZENİNİ ANLAMLANDIRMAK

Bir ülke, bir kriz ve çağımızın Çıplak gerçeği

Venezuela'da yaşananlar, gündelik haber dilinin sunduğundan çok daha fazlasını anlatıyor. ABD'nin Maduro Yönetimine yönelik müdahalesi, Trump'ın “geçiş süreci” Söylemleri ve uluslararası hukukun sessizliği; bizi yalnızca Latin Amerika'yı değil dünyanın içine girdiği yeni güç rejimini gösteriyor.Bu artık tekil bir kriz değil. Bu, küresel düzenin kendisi ile ilgili bir kırılma anı.

Egemenlik Kime Ait

Modern dünyada devlet, uzun süre egemenlik kavramı etrafında tanımlandı. MAX Weber'in ifadesiyle devlet, meşru şiddet tekeline sahipti. Ancak bugün bu tekel, güçlü ülkelerin sınırlarını aşarak başka coğrafyalarda kuruluyor.

Venezuela örneğinde gördüğümüz tablo: Ülke ilhak edilmiyor; Ama yönetimi askıya alınıyor. Halkın iradesi, geçici istikrar adına erteleniyor. Bu, klasik sömürgecelik değil postmodern bir müdahale biçimi.

Merkez-Çevre Gerilimi Devam Etmekte

Immanuel Wallerstein’ın dünya sistemi yaklaşımı, bugünde şaşırtıcı biçimde geçerli. Dünya; merkez, yarı çevre ve çevre ülkelerden oluşan bir hiyerarşi içinde işliyor. Venezuela gibi ülkeler, sahip oldukları petrol ve doğal kaynaklarla bu hiyerarşiyi zorladığında, Yaptırımlar, Siyasal İzolasyon ve nihayetinde müdahale. Sorun Maduro değil; sorun kontrol edilemeyen bir çevre ülkesidir.

Neoliberalizmin Son Perdesi

David Harvey, neoliberal düzeni bir “özgürlük projesi” değil, bir sınıf iktidarı düzeni olarak tanımlar. Bugün bu düzen ciddi bir meşruiyet krizi yaşıyor. Ekonomik eşitsizlik derinleştikçe, Siyasal meşruiyet zayıflamıştır. Güç, yeniden askeri ve zorlayıcı biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Venezuela örneği, neoliberal düzenin rızasıyla değil, zorla ayakta tutunmaya çalışıldığını göstermektedir. Venezuela, bu anlamda Neoliberalizmin maskesinin düştüğü yerlerden biri.

Hukukun Askıya Alındığı Dünya

Giorgio Agamben’in “İstisna hali” kavramı, bugünü anlamak için bir anahtardır. Hukuk tamamen ortadan kaldırılmıyor; sadece şimdilik askıya alınıyor. Demokrasi için, insan hakları adına, geçiş süreci gerekçesiyle bu dil, hukuksuzluğu meşrulaştıran yeni bir söylem üretir. Venezuela'da olan tam olarak budur. 

Trump bir istisna değil, Donald Trump, Bu düzenin sebebi değil; sonucudur. Zygmunt Bauman’ın akışkan modernite tanımı, Trump figürünü açıklar: Kurumsallığın  zayıfladığı, gücün kişiselleştiği , sınırların belirsizleştiği bir çağ.

Bugün Venezuela'da olanlar, yarın başka bir coğrafyada yaşanabilir. Çünkü sorun bir ülke değil; dünya düzeninin kendisi. Asıl soru şudur: Dünya neden artık hukukla değil, güçle yönetiliyor? Cevap verecek olursak: Çöken meşruiyetlerde, derinleşen eşitsizliklerde ve kaybolan ortak değerlerde yatıyor.

Venezuela, bu büyük hikayenin yalnızca görünen yüzü.

Trump’ ın yaklaşımı, klasik realist okulun kaba bir versiyonu dur. “Güçlüysen haklısın” Bu anlayış Hans Morgenthau’nun Realist teorisinde örtükken, Trump’ta açık ve doğrudan ifade bulur. Trump’ ın farkı şudur: -Uluslararası hukuku ihlal ederken bunu gizlememesi

_Meşruiyet üretme zahmetine bile girmemesi yani “Ben güçlüyüm, olur” demektir.

Hukuk Var, Ama Üstünlüğü Yok

Uluslararası hukuk hala metinlerde vardır: BM şartı, Cenevre sözleşmeleri, İnsan hakları bildirgeleri ama bu hukuk, uygulanabilirlik gücünü kaybetmiştir. Zygmunt Bauman’ın dediği gibi: “KÜRESEL GÜÇLER KÜRESELLEŞTİ, HUKUK YEREL KALDI.”

Asıl Mesele: Meşruiyet Krizi bugün dünya, şunu fiilen kabul etmiştir. -Güçlü ülkeler için hukuk seçmelidir 

-Zayıf ülkeler için hukuk zorunludur. Bu ikili standart, yalnızca Trump'ın tercihi değil; çökmekte olan dünya düzeninin refleksidir.

                                                                                                   Saygılarımla

Saliha Behzat Yiğit (Sosyolog)

Saliha Behzat Yiğit

Bir fizikçi evrenin yasalarını çözmek için denklemlerle boğuşurken, bir sosyolog toplumun görünmeyen yasalarını anlamaya çalışır. Bizler, bireylerin yaşadığı yalnızlıkları, kimlik arayışlarını, çatışmaları ve dayanışmaları çözümleyerek, insanlığın sosyal evrenini anlamlandırmaya çalışan bilim insanlarıyız. Öngörülerimiz, toplumun geleceğini şekillendirebilecek kadar değerlidir.

Dergiler