Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

Sevgi neydi, emekti...

 

Z raporları, yalnızca bir dönemin kapanışını değil; geride kalanların neyi işaret ettiğini anlamaya yarar. 2025 yılı da bu anlamda, sosyologlar için yalnızca olup biteni gözlemlediğimiz değil, mesleğin toplumsal konumunu yeniden düşünmek zorunda kaldığımız bir yıl olarak hafızada yerini aldı.

Bu yıl toplum çok konuştu. Ancak konuşmanın artması, anlaşılmayı beraberinde getirmedi. Krizler çoğaldı, hız arttı, gündem sık değişti; fakat anlam derinleşmedi. 2025’in en belirgin toplumsal hissi, yorulmuşluktur. Bireyler kadar kurumlar da yorgundu. Toplum, çözümden önce tanıklık aradı; dinlenilmek, görülmek ve adlandırılmak istedi.

Tam da bu noktada sosyoloji sahadaydı. Sosyologlar; ailede, eğitimde, çocuk alanında, sivil toplumda ve sosyal politikalara temas eden pek çok başlıkta aktif rol aldı. Ancak bu görünürlük, her zaman karar mekanizmalarına dahil olmayı beraberinde getirmedi. 2025’te sosyologlar ve alan içi meslektaşları anlamsal olarak sıkça çağrıldı; fakat çoğu zaman süreç yönetilmek için değil, sonuçları açıklamak ile bırakıldı. Bu durum, mesleğin yapısal bir sınırına işaret ediyor.

Aile ve çocuk alanı, 2025’in en yoğun tartışılan başlıklarından biri oldu. Aile konuşuldu; fakat aileyi var eden sosyal yapı nadiren ele alındı. Çocuk gündeme geldi ancak çocuk politikaları çoğu zaman bireysel iyi niyetlere sıkıştı. Psikolojik söylemler güçlenirken, bu sorunları üreten toplumsal bağlam arka planda kaldı. Bireysel iyilik hâli arayışı artarken, toplumsal iyilik fikri sessizleşti.

Sivil toplum alanında ise güçlü bir niyet vardı. Gönüllülük arttı, sahaya çıkma isteği çoğaldı. Ancak 2025, iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını; kurumsallığın ve sürdürülebilir yapının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu da açık biçimde gösterdi. Plansızlık, rol belirsizliği ve emeğin görünmezliği, pek çok yapıyı zorladı.

Bu tablo içinde mesleki dayanışmanın önemi daha görünür hale geldi. 2025 yılı, DUSODER açısından yalnızca etkinliklerin ve çalışmaların değil; sosyologların ortak bir çatı ihtiyacının daha yüksek sesle dile getirildiği bir yıl oldu. Mesleğin yalnızca teorik değil, kurumsal olarak da güçlenmesi gerektiği fikri daha fazla karşılık buldu. Sosyologlar Odası tartışmaları bu ihtiyacın doğal bir sonucu olarak gündeme geldi.

2025’in Z Raporu bize şunu gösteriyor: Sosyoloji hâlâ toplumun en çok ihtiyaç duyduğu disiplinlerden biri. Ancak bu ihtiyaç, kendiliğinden merkezî bir konum sağlamıyor. Bu konum; kurumsallıkla, ortak akılla ve mesleki dayanışmayla inşa ediliyor.

2026’ya girerken cevaplardan çok sorularımız var. Sosyologlar yalnızca toplumu analiz eden bir göz mü olacak, yoksa toplumsal karar süreçlerinin doğal bir parçası mı? Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki yılın değil, belki de mesleğin geleceğinin temel belirleyicisi olacak.
Bu noktada, sosyoloji alanı ve sosyoloji temelli mesleklerin kamusal alanda daha etkin biçimde değerlendirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Toplumsal sorunların yalnızca sonuçlarıyla değil, nedenleriyle ele alınabilmesi için; sosyologlara ve sosyolojiyle ilişkili alanlarda çalışan meslek profesyonellerine politika üretim süreçlerinde, saha çalışmalarında ve kurumsal yapılarda daha fazla alan açılması gerekmektedir. Bu, bir talep olmanın ötesinde, toplumsal iyilik için bir zorunluluktur.

DUSODER, bu ihtiyacı yalnızca dile getiren değil; mesleki dayanışmayı güçlendiren, ortak üretimi teşvik eden ve sosyolojinin toplumsal karşılığını kurumsal zeminde büyütmeyi hedefleyen bir yapı olarak faaliyetlerine devam etmektedir. 2025 yılı boyunca ortaya konan çalışmalar ve açılan yeni temsilcilikler, bu niyetin somut göstergesidir.

Önümüzdeki dönemde; sosyologların mesleki haklarının güçlendiği, karar süreçlerinde daha görünür olduğu ve sosyolojinin kamusal alandaki yerinin kurumsal olarak tanındığı bir yapının inşası için tüm paydaşları ortak sorumluluk almaya davet ediyorum.

Mine Doğan

Merhaba, 18 yıllık iletişim alanındaki tecrübem ve Çocuk Gelişimi lisans mezuniyetim, yanı sıra destekleyici eğitimler (Bağımlılık Danışmanlığı, Oyun Terapisi, Öğrenci Koçluğu) sayesinde bugün sıklıkla yetişkinlerle çalışan, danışanlarından memnuniyet dönüşleri alan bir Aile Danışmanıyım.

Dergiler