Suç Kimde ?
Bugün bu gençliğin bu halde olması kimin suçu? Çocuklarına gereğinden fazla iltimas tanıyan ana babada mı? Yoksa geçmişini redde gidecek kadar özünden ayrılmış yetişen nesilde mi? Hayır bunlar da olamaz deyip bütün yükü üzerimizden atarak devlette, sistemde mi arayacağız cevabı?
Okullarımızın içerisine kadar giren şiddetin hiç nereden geldiğini sorguladık mı? Video kayıtlarıyla önümüze düşen akran zorbalığına, çocukların birbirine uyguladığı şiddete baktığımızda ilk tepkimiz hemen yargılayacak bir sanık bulmak oluyor. Oysa bu olayların sosyolojik bir yönü var. Suçlu tek başına özne değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Dönüp aileye baktığımızda aile içi şiddetin varlığını inkâr edemiyoruz. Şiddet ekranda şiddet internette oyunda. Bunu kontrol altına almak kendi konfor alanımız kısıtlanacak diye göz ardı ediyoruz. Şunu da unutmayalım ki sokağa güvenerek gönderemiyoruz., güvencesiz ve kaygılı bir toplumsal örgünün içinde çocuk büyütmeye çalışıyoruz.
Gençlerin gözünden bakıldığında kabul görme isteği dijital çağın zorbalıkları modern hayata uyum sağlama isteği kolay para ve birçok sebep. Gerçek hayatta kendini ifade edecek sağlıklı kanallar bulamayan gençler, gücünü akranının üzerinde şiddet uygulayarak kanıtlamaya çalışıyor. Geçmişinden, kültüründen, töresinden bir haber olan nesil bu davranışları sergileyerek kendisine toplumda bir yer bulmaya çalışıyor.
Sisteme gelince okullarımız sadece akademik başarıyı ölçen, sınav odaklı bir fabrika. Ruhu ve insan ilişkilerini dışarıda bırakmış robotlar yetiştiriyoruz. Çocuklarımızı toplumsal çevreden izole etmeye çalışırken bir yandan gerçeklikten uzaklaşmalarına sebep oluyoruz. Şiddet, okulun kapısında birdenbire var olunca sokaktaki tahammülsüzlükten, dizilerdeki mafya tiplemelerinin güç övgüsünden, trafikteki kavgadan ve evin içindeki sessiz gerginlikten beslenerek sınıflara sızıyor. Okul, toplumun mikro örneğidir ve dışarıda ne birikiyorsa içeride o patlar.
Mesele suçlu avına çıkıp bir günah keçisi ilan etmek değil. Ailenin sınır koyma cesaretini, eğitim sisteminin ahlaki ve insani rehberliğini, toplumun ise gençlere sunduğu değerler dünyasını aynı anda sorgulamaktır. Şiddeti ve zorbalığı bir karakter olarak görmek yerine, yetişkinler dünyasının onlara bıraktığı yozlaşmış mirasın bir olduğunu kabul ettiğimiz gün iyileşmeye başlayabiliriz.