Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

Vicdanın Sessiz Cenazesi

Vicdanın Sessiz Cenazesi

            Aynı havayı soluyoruz ama aynı dünyada yaşamıyoruz. Kendi kabuğuna çekilmiş birer kaplumbağa gibiyiz. Zorunlu ihtiyaçlarımızı gidermek için kafamızı dışarı uzatıyor sadece. Daha sonra o konforlu yalnızlığımıza dönüyoruz. Sosyalleşmeyi online olmaktan ibaret sanırken, aslında devasa bir insan yığını içinde kimsesizleşiyoruz. Medeniyet ve modernliğin arkasına sığınarak, aslında ruhsal bir ilkelliğe hapsolmuş durumdayız. Ne bizi biz yapan değerlerin tadı kaldı ne de sıkı sıkıya bağlandığımız inançların samimiyeti.

            Özgürlük maskesi takılmış her türlü yozlaşmaya göz yummaya başladık. Eskiden adını anarken yüzümüzün kızardığı meseleler, akşam çaylarımızın konusu olmuş. Televizyonu açıyoruz; bir ifşa panayırı, bir rezalet sergisi... İnsan söylemeye dilinin varmadığı olayları, sanki bir sinema filmi edasında izliyoruz. Sahi, biz bunlardan ibret mi alıyoruz yoksa zihnimizin karanlık kuyularında bilinçaltına mı işliyoruz?

            En acısı da tepkiden uzak büyük bir hazla şahit oluyoruz. Bana değmeyen yılan bin yaşasın diyerek bir köşeye çekildik. Lakin o yılanın bir gün bizi de zehirleyeceğini unutuyoruz. Sadakati bir yük, hayâyı bir pranga gibi görüp bir kenara kaldırıp attık. Sokaktaki insana sorsan herkes dindar, herkes ahlaklı... Ama o ahlakın, dinin emirlerini yerine getirmeye gelince ortada meydanda kimse yok. Günahta sevapta kul ile Allah arasındadır. Günümüzde milyonların gözlerinin önünde fütursuzca sergilenir oldu. Başkalarının günahlarından haz alan, izledikçe duyarsızlaşan bir topluma dönüştük. Kendi aile kurumumuzu, kendi mahremimizi ellerimizle yok ediyoruz.

            Toplum olarak bir yol ayrımındayız. Kafamızı soktuğumuz o kabuktan çıkarma zamanı geldi de geçiyor bile. Bugün başkasının evindeki yangını izlemeye devam edersek, yarın kendi evimiz tutuştuğunda yardım isteyecek kimse bulamayacağız. İnsan olabilmenin yolu ekrandaki sahte hayatları izlemekle olmaz. Mevlana’nın söylediği gibi ya göründüğümüz gibi olacağız ya olduğumuz gibi görüneceğiz. Kendimizi çağdaşlaştırırken ruhumuzu ilkel duygulara hapsetmeyelim.

"Başkalarının günahına kahkaha atanlar, kendi vicdanlarının cenazesini sessizce kaldırırlar."

Niyazi ÖZTEKİN

Sosyolog Aile Danışmanı

Ziraat Mühendisi

Niyazi Öztekin

Niyazi ÖZTEKİN Yozgat Sorgun da yaşama gözlerini açtı. İlk ve orta öğrenimini Sorgun da tamamladı. Yüksek ögrenimini 1 önlisans 3 lisans olarak tamamladı.2011 yılında memur olarak atanıp görevine devam etmekte.Sosyal ve fen bilimleri alanında çok yönlü bir eğitim geçmişine sahip.Memur, Mühendis, Sosyolog,Tarihçi,Araştırmacı,Yazar. Yüksek lisans çalışmalarına devam etmekte.Evli ve 4 çocuk babası.

Dergiler