Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

Selçuk BALIN

                                                             EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜRMÜ?
           Aşk; insanlık tarihi boyunca hakkında binlerce  şiirler yazılan türküler söylenen  filmlere konu  olan ama sınırları hala net bir biçimde çizilemeyen en karmaşık en güçlü duygusal haldir. Herkesin  kalbindeki  aşk kavramı  başka bir şekilde yer kaplar. Mesela ; Platona göre Aşk; İnsanı güzelliğe  ulaştıran ilahi bir deliliktir. Ruhun eksik yarısını arama sanatıdır. Mevlanaya göre ;Aşk  davaya  benzer  cefa çekmekte şahide, şahidin yoksa davanı kazanamazsın.Cemal Sürreya göre; Aşk  Kelimelerin bittiği yerde başlayan dilsiz bir haykırıştı. Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna  kitabında tarif ettiği gibi: ‘’Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki insanı bulamayacağız mı dersin?  Bulduğumuz zamanda onun bizi anladığını , bizimle beraber olduğunu göremeyecek miyiz? İki  İnsanın birbirini bulması bu kadar güç mü? Ya size göre AŞK ?… Aşkın ilk zamanlarında yoğun  kimyasal coşku (Dopamin-Norepinefrin) ile O Deli dolu ve İnsanın aklını başından alıp mantığını  devre dışı bırakan duygusal düşünmesini sağlayıp mantıklı düşünmesine engel olan bu iki  hormondur.
              Evlilik; Toplumun en küçük yapı taşını oluşturan ve kişilerin hayatın  zorluklarını  birlikte  sırtlayarak bir ömür boyu  iyisiyle kötüsüyle  bu yolda  birlikte mücadele ederek ayakta durmayı ve toplumla iç içe olarak, yaşamayı sağlayan bir yapıdır.Evlilik toplumun devamlılığı ile beraber neslinde devamını sağlar.Güvenli, Mutlu, Huzurlu bir toplumun temelide  Mutlu , Huzurlu ve kendini Güvende hisseden ailelerin varlığı ile olur.Gelgelim Evlilik Aşkı öldürürmü? Evliliğin aşkla imtihanına,
Aşk Evlilikle beraber  farklı bir yapıya bürünür. Aşk evlilikte daha Gerçekçi ve daha bağlı bir hal alır.Evlilikte farklı bir yapıya bürünen Aşkla  İnsanlar Aşkın Değişimine Ayak uyduramadığı için Evlilik Aşkı öldürüyor  zannederler. Oysa Evlilikte yaşanan Aşk bir tutkudan bir heyecandan, anlık duygu fırtınasından ziyade Kökleri daha sağlam gövdesi daha kalın bir Çınar ağacına benzer. Evlilik öncesi Aşk zayıf cılız her rüzgarda sağa sola savrulan bir Fidana benzerken evlilik sonrası Aşk kökleri daha sağlam ve gövdesi kalın yaprakları daha gür Çınar ağacına benzer.
  Evlilik öncesi  Aşk, Kimyasal coşkunun tavan yaptığı  fırtınalı bir zaman dilimidir .Özelliklede Dopamin ve Norepinefrin  gibi uyarıcı seviyesi  yüksek moleküllerin etkisi  ile çok üst seviyelerde yaşanmaktadır.Evlilik öncesi hissedilen yaşanan aşk;
1) Heyecan ve Belirsizlik Kalp atışlarının hızlanması sürekli kavuşma özleminin yaşandığı dönemdir.
2)Kusursuzluk algısı Üst seviyededir Mantık devre dışı bırakılmış tamamen  duygular ön plandadır.
3)Dünya tamamen sevgilinin  etrafında dönüyordur  ve  tamamen hayat  sevgiliye  odaklıdır. 
    Evlilikle beraber Aşk, Sevgi, Heyecan yerini  günlük hayatın sorumlulukları ve ortak bir yaşamı paylaşma evresine derin bir huzur arayışı ile kendini güvende olma hissine bırakır.  Bu aşamada Kimyasal dengede coşkudan  ziyade yerini sakinliğe ve dinginliğe bırakır ve devreye Oksitosin ile Vazopressin  girer. Sevgilinin  iyisiyle kötüsüyle görüldüğü ve beraber  kabul edildiği bir evreye girilmiştir.Tutkulu Aşk Evlilikle birlikte yerini yavaş yavaş arkadaşça dostça bir Aşka bırakmıştır. Evlilik sonrası  Aşk  Huzur Güven  ve derin  Bağlanma ile sevgiyi arttırır.Yıllarca Aşkla sevgiyle birbirlerine bağlanan çiftler Kas belleği denen Ortak mimik ve yüz ifadeleri ile birbirlerine benzemeye başlarlar,yıllarca sevgiyle aynı duyguları paylaşan çiftler ortak yaşam tarzları ile aynı çatı altında birbirlerine benzemeye başlarlar.Evlilik ve Aşk' a dair kısa bir hikaye ile elveda diyoruz…
        Ömer bir Anadolu kasabasında yetişmiş aile bağlarına bağlı bir delikanlıdır.Üniversiteyi bitirip Askerliğinide yapmıştır ve İşe girdikten sonra artık bahanesi kalmamış ve Aile ve Çevre baskısından dolayı bir an önce evlenmek ister. Ailesinin ona bulmuş olduğu bir kızla tanışır ve birkaç kez görüştükten sonra kızı sever hoşuna gider 1(Bir) yıl gibi bi zaman diliminde evlenirler işinden dolayı Ömer ve  Eşi istanbulda yaşarlar evliliğin ilk yıllarında herşey güzel gidiyordur ve gün geçtikçe Ömer Eşini daha çok sever daha çok bağlanır ve içinde tarif edemediği ve daha önceden hiç yaşamadiği duygular yaşar taki Ömer işinden dolayı Yurt dışına gidip Eşinden ilk defa ayrı kalacağını öğrendiği zamana kadar bunu eşine anlatır oda kabullenip sayılı gün gelir geçer derler ve Eşini Anne ve Babasına emanet edip ayrılırlar Günler Haftaları ,Haftalar ayları kovalarken bir bakmışki ömer 1(Bir) Yıl geçmiş ve Eşine şöyle bi Mektup yazmış;                                                                                                           Canım sevgilim Evlilik Aşkı öldürürmü die çok duydum çok söylenir,ben bu duyguyu hiç yaşamadım tanıştığımızda ben sana Aşık değildim ama senden hoşlandım , Evlendiğimiz zamanda seni seven biriydim.Ama evliliğimizin Üzerinden Günler,Haftalar,Aylar,Yıllar derken ben sana Aşık oldum ben senin bir gülüşüne ,ben senin bir bakışına ben senin bir hüznüne kısacası ben sana Yıllar geçmeden  Aşık oldum Onun içindirki Evlilik Aşkı Öldürürmü? bilmem Ama ben sana Evliyken Aşık oldum…
      Bundan sebeptir ki Evleneceğimiz kişiye Aşık olmayı beklemeden Severek Evlendikten sonrada  Aşkı arayarak yaşamalıyız…
 

 

Dergiler