YENİ YIL GELİR, DEĞERLER GİDER Mİ?
Her yeni yıl geldiğinde takvim değişir. Ama asıl soru şudur: Biz neyi geride bırakıyoruz, neyi kaybediyoruz?
Müslüman Türk toplumu için zaman, tarih boyunca sadece geçen bir süre değil; emanet, hesap ve sorumluluk bilinciyle anlamlandırılmıştır. Ömür, rastgele harcanacak bir anlar toplamı değil; yaşanarak imtihan edilen kutsal bir süreçtir. Ancak bugün yeni yıl, bu kadim zaman anlayışının tam karşısında durmaktadır.
Yeni yıl artık çoğu zaman bir muhasebe değil, bir unutma çağrısıdır. “Geçmişi sil”, “Eğlen”, “Her şeye sıfırdan başla” denir.
Peki sorumluluk nereye gider? Hesap duygusu ne olur? Değerler hangi takvimde saklanır?
ZAMAN DEĞİL, ANLAM AŞINIYOR Yeni yıl kutlamaları masum bir takvim geçişi olmaktan çoktan çıktı. Bugün yeni yıl; tüketimin, hazcılığın ve gösterinin zirve yaptığı bir kültürel vitrine dönüştü. Kanaatin yerini tüketim, tevazunun yerini gösteriş, sabrın yerini “hemen şimdi” aldı.
Asıl sorun yılın değişmesi değil; anlamın aşınmasıdır. Toplum, fark etmeden zamanı kutsallıktan arındırıyor. Zaman sıradanlaştıkça, insan da sıradanlaşıyor.
SEKÜLER BİR COŞKU, MANEVİ BİR BOŞLUK Yeni yıl, Müslüman Türk toplumu için artık derin bir kimlik gerilimi taşıyor. Bir yanda inançla şekillenmiş değerler, diğer yanda küresel kültürün dayattığı yaşam tarzları…
Ortaya çıkan şey ne tam bir gelenek, ne de sahici bir modernlik. Ortaya çıkan şey: aidiyetsiz bir coşku.
Eğlence var, ama anlam yok. Kalabalık var, ama derinlik yok. Paylaşım var, ama dayanışma yok.
DİJİTAL GÖSTERİ VE AHLAKIN GÖLGESİ Sosyal medya bu süreci daha da hızlandırdı. Yeni yıl artık yaşanan bir an değil, sergilenen bir performans. Mutlu görünmek zorundayız, eğleniyor gibi yapmak zorundayız. Görünmeyen, paylaşılmayan neredeyse yok sayılıyor.
Böyle bir ortamda ahlak sessizleşiyor, değerler içe çekiliyor. Görünür olan yüceltiliyor, doğru olan geri plana itiliyor.
SORU ŞU: YENİ YIL BİZİ YENİLİYOR MU, TÜKETİYOR MU? Yeni yıl elbette düşman değildir. Asıl mesele, ona nasıl anlam yüklediğimizdir.
Yeni yıl bir kopuş değil, bir tefekkür anı olabilir. Bir eğlence patlaması değil, bir ahlaki yenilenme eşiği olabilir. Bir kaçış değil, bir sorumluluk hatırlatması olabilir.
Toplumsal değişim kaçınılmazdır. Ama değer yitimi kaçınılmaz değildir.
SON SÖZ Takvim her yıl değişir. Asıl mesele, bizim neye dönüştüğümüzdür.
Yeni yıl geldi diye değerler gitmek zorunda değil. Ama eğer dikkat etmezsek, farkına bile varmadan uğurlarız onları.
Yeni yıl bize şunu sormalı: “Daha çok şeye mi sahip olduk, yoksa daha çok şey mi kaybettik?”
Sosyolog Necdet Topcu