
Zamanın Ölçüsü, İnsanın Deneyimi
Bir dakika gerçekten ne kadar sürer? Saat bunun cevabını çok net verir: Altmış saniye. Ama insanın yaşadığı zaman için aynı kesinlikten söz edebilir miyiz? Bir şey beklerken geçen birkaç dakika neden bitmek bilmez de mutlu olduğumuz bir anın içindeyken saatler nasıl bu kadar çabuk geçer?
Bir dakika hepimiz için altmış saniye. Ama bir haber beklerken geçen o bir dakika ile sevdiğimiz insanlarla güzel bir anın içinde geçen bir dakika gerçekten aynı mı? Saat aynı zamanı gösterirken, biz neden zamanı birbirimizden bu kadar farklı hissederiz?
Fransız filozof Henri Bergson, zamanı yalnızca saatlerin ölçtüğü bir süre olarak değil, insanın içinde yaşadığı ve deneyimlediği bir akış olarak ele alır. Çünkü insan zamanı sadece ölçmez; onu yaşar. Beklerken, özlerken, heyecanlanırken, mutlu olurken zamanın anlamı da değişir.
Bazen zaman ağırlaşır, bazen akıp gider. Bir haberin gelmesini beklerken birkaç dakika uzayıp giderken, sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz saatlerin nasıl bittiğini anlayamayabiliriz. Aynı süre, farklı anlarda bambaşka bir ağırlığa ve bambaşka bir hisse sahip olabilir.
Belki de zamanın kendisinden çok bizim zamanın içindeki hâlimiz değişiyordur. Duygularımız, beklentilerimiz, yaşadıklarımız ve anılarımız, zamanla kurduğumuz ilişkiyi de şekillendirir. Saat ilerlemeye devam eder; fakat biz aynı zamanı her zaman aynı şekilde yaşamayız.Tanpınar’ın “Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında” sözü bu yüzden bana hep çok anlamlı gelir. Zamanın içindeyiz; onunla birlikte ilerliyor, değişiyor ve yaşlanıyoruz. Ama aynı zamanda zamanı kendi içimizden geçiriyor, ona kendi anlamımızı yüklüyoruz.
Belki de mesele, zamanın ne kadar sürdüğünden çok o zamanın bize ne yaşattığıdır. Çünkü zaman geçerken, aslında onun içinden geçen de biziz.