Hani derler ya ben duruyorum ama beynim durmuyor diye. Sanki içeride sürekli konuşan biri varmış gibi. Bunu bazen iç sesimiz bazen de zihnimiz olarak adlandırıyoruz. Yaşadığımız olayları tekrar tekrar zihnimiz de yaşayıp sindirmeye çalışmak, söyleyemediklerimizi ekleyerek yeni sonlar ile senaryoyu değiştirme çabamız vs gibi. Bu durum yetişkinlerde en çok kadınlarda mevcut. Gün içinde konuştuğumuz yetmiyor gibi birde gece zihnimizin sesi kesilmez :) Asıl konuya gelecek olursak; son zamanlarda kullanılan popüler bir kelime var. 'Overthink' saati gelmiş deniyor. Daha çok bir duraklama, düşünme zamanı diyebiliriz buna.
Günlük telaşların arasında bazen yaşadıklarımızı anlamlandırmak, kendimize dönüp duygumuzu fark etmek zor olabiliyor. İşte bu an ( overthink anında) zihin yaşananları anlamlandırıp size bağlantılar kuruyor. Okuduğum kitapta bu tanıma 'ZİHİN GEZİNMESİ' adı verilmiş. Konu kitapta çocuklar üzerinden anlatılsa da yetişkinler içinde durum bundan farklı değil diye düşünüyorum. Zaman zaman kendi kabuğumuza çekilmek istediğimiz, sadece bir müziğe odaklandığımız, yolda giderken öylece yola daldığımız, yatıp tavanı seyretttiğimiz, ağaç altında oturup rüzgarı dinlediğimiz anların varlığından bahsederken diyor ki bu süreçte zihin gezinir. Biz boş durduğumuzu, daldığımızı düşünürüz ama beynimizin farklı bölgelerinde iletişim artar. Araştırmalara göre farklı fikirler ve yaratıcı düşünceler böyle anlarda doğar. Mevcut durumlar arasında bağlantı kuran zihin yeni fikirler ortaya çıkarır. Ve insanın zihninin gezinmesine ihtiyacı vardır.
Bunu çocuklar üzerinden değerlendirdiğimizde çocuğun her anını dolu geçirmesi bu zamanlara fırsat vermiyor. Zaman zaman boş kalmaya, sıkılmaya, düşünüp zihnini gezdirmeye ihtiyacı var. Ebeveynler olarak bizler de çocuğumuzu öylece sessizce otururken, tavana boş boş bakarken gördüğümüzde endişe etmeden kendini dinlemesine müsaade etmeliyiz. Aklımıza pek çok endişe verici senaryo gelse de önce onları susturup beklemeli daha sonrasında gerekirse konuşup merakımızı gidermeliyiz.
Herşeyin hızlı tüketildiği bu çağda bizler de buna uyum sağlıyor, çocukluğumuzda erişemediğimiz pek çok şeyi hızla ve çokça çocuklarımıza sunuyoruz. Bizim az olan materyallere rağmen toprakta, oyunda oluşturduğumuz nesneler ve aldığımız keyif şu an ki çocuklarda yok. Daha fazlası ve hızlı erişim yaratıcı düşünmeyi köreltiyor. Çaba harcamak yerine isteğini yerine getirecek ebeveyne baskı yapmak çocuk için çok daha kolay geliyor.
Bilgi çok önemlidir. Bizler çocuklarımızın yaşına uygun gelişimsel özelliklerini bilirsek, onlara ihtiyacı kadarını sunup çabasını ve başarısını desteklersek ileri yaşlarda çok daha sorumluluk sahibi, yeni fikirler, bakış açıları üreten, elindeki ile yetinip isteği doğrultusunda çalışmasını gösteren bireyler yetiştirebiliriz.
Ebeveyn olarak en önemli ilk şey bilmek ikincisi ise uygulamaya geçirebilmektir. Herkese her ikisini de yapabildiği bir ebeveynlik süreci dilerim :)