Yalan, bireyin doğruyu bilmesine rağmen, sorumluluktan kaçmak ya da çıkar sağlamak için gerçeği bilinçli olarak gizlemesidir. Yalan, kişinin kaygıdan, cezadan ya da değersizlik duygusundan korunmak için gerçeğin üzerini savunma amaçlı örtmesidir. Yalan, ilahi ya da toplumsal düzenin dayandığı güven bağını zedeleyen, söze verilen emanete ihanet halidir.
Aile kurumu ilk çağlardan günümüze sosyolojik değişimler geçirmiş olsa da aile üyeleri arasındaki sevgi, saygı, güven bağlılık gibi değerler önemini korumaktadır.
Medya, egemen güçlerin toplumsal rızayı nasıl inşa ettiğini, bireylerin dünyayı anlamlandırma süreçlerini ve kimlik temsillerinin şekillenmesini sosyolojik bir perspektifte ortaya koyar.