Bu makale, COVID-19 pandemisinin küresel sistem üzerindeki kalıcı etkilerini çok boyutlu bir perspektiften ele almakta ve pandemi sonrası ortaya çıkan yeni dünya düzeninin toplumsal, ekonomik ve jeopolitik dinamiklerini analiz etmektedir.
Aile kurumu ilk çağlardan günümüze sosyolojik değişimler geçirmiş olsa da aile üyeleri arasındaki sevgi, saygı, güven bağlılık gibi değerler önemini korumaktadır.
Uluslararası ilişkiler disiplini uzun yıllar boyunca güç, güvenlik ve çıkar odaklı yaklaşımlar etrafında şekillenmiştir. Ancak küresel krizlerin giderek derinleştiği günümüzde, bu geleneksel paradigmanın yetersiz kaldığı görülmektedir.
Medya, egemen güçlerin toplumsal rızayı nasıl inşa ettiğini, bireylerin dünyayı anlamlandırma süreçlerini ve kimlik temsillerinin şekillenmesini sosyolojik bir perspektifte ortaya koyar.
Toprak bazen kanla sıvanır , bazen ellerle yoğrulur. Bir yerde çocuk sesleri , bombaların gürültüsüne karışır. Başka bir yerde aynı zamansal düzlemde dualar topraktan örülmüş duvarların gölgesinde yankılanır.
Bu yazıda, TRT tarafından hazırlanan ''Cenne Ulu Cami Belgeseli'' sosyolojik açıdan değerlendirilmiştir. Belgeselin mekân, kültürel miras ve toplumsal hafıza ile kurduğu ilişki ele alınmıştır.
Modernizmle Gelen Sosyal Çürüme Modernleşme süreci, 18. yüzyıl sonlarından itibaren Batı’da ve sonrasında dünya çapında hızlı değişimlere yol açtı. Modernizm, bilgiye, bilimsel ilerlemeye ve bireysel özgürlüğe vurgu yapan düşünce ve kültür hareketlerini kapsar.
Çözüm, erken farkındalık ve profesyonel destekle başlar. Psikologlar ve bağımlılık danışmanları, aileyi sürece dahil ederek sorunları görünür kılar. Aile danışmanlığı da bu süreçte iletişimi güçlendirir, destek gruplarına dayanışma sağlar. Eğitim programları, bağımlılığın belirtilerini tanımaya ve uygun yardım yollarını bilmeye yardımcı olur.